Midas Tümülüsü, Kral Midas'a ait bir tümülüs olması sebebi ile dikkat çekici bir konumdadır. Bu etkileyici yapının teknik detayları, tarihsel önemi ve içerisinde barındırdığı sırlar şu başlıklar altında incelenebilir:
- Boyutları ve Mimari Yapısı: Yaklaşık 53 metre yüksekliğinde ve 300 metre çapında olan bu devasa tepe, Anadolu'daki ikinci en büyük tümülüs olma özelliğini taşır. Yapımı sırasında, önce ahşap mezar odası inşa edilmiş, ardından üzeri tonlarca toprak ve kireç taşıyla örtülerek yapay bir dağ oluşturulmuştur.
- Dünyanın En Eski Ahşap Yapısı: Tümülüsün kalbinde yer alan mezar odası, sedir, çam ve ardıç ağaçlarından yapılmıştır. M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenen bu oda, mimari bütünlüğünü koruyarak günümüze ulaşmış dünyanın en eski ahşap yapısı olarak kabul edilir.
- Kral Midas mı, Kral Gordios mu?: Uzun yıllar boyunca bu mezarın efsanevi Kral Midas’a ait olduğu düşünülmüştür. Ancak modern arkeolojik yöntemler ve dendrokronoloji (ağaç halkası analizi) çalışmaları, mezarın Midas’tan ziyade babası Kral Gordios’a ait olma ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu (yaklaşık M.Ö. 740) ortaya koymuştur.
- Mezar Odasındaki Buluntular: 1957 yılında yapılan kazılarda odanın içerisinde 60'lı yaşlarında bir erkeğe ait iskelet bulunmuştur. Bunun yanı sıra, o dönemdeki büyük bir cenaze şölenine ait olduğu düşünülen 157 adet bronz kap, fibulalar ve ince işçilikle yapılmış ahşap mobilyalar gün ışığına çıkarılmıştır.
- Modern Erişim ve Koruma: Ziyaretçiler, 1950'li yıllarda Zonguldaklı madenciler tarafından açılan yaklaşık 80 metrelik bir tünelden geçerek mezar odasının önüne kadar ulaşabilmektedir. Mezar odası, dış etkenlerden korunması amacıyla bugün demir parmaklıklar ve özel bir iklimlendirme desteğiyle muhafaza edilmektedir.
Tümülüsün içinden çıkarılan paha biçilemez eserlerin büyük bir kısmı bugün Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenirken, yapının kendisi Gordion’un mistik atmosferini solumak isteyen ziyaretçiler için en önemli durak noktasıdır. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesiyle birlikte uluslararası önemi bir kez daha tescillenen bu anıt mezar, Friglerin ölümsüzlük arayışının ve krallarına duydukları saygının somut bir nişanesi olarak varlığını sürdürmektedir.